Meze Çeşitleri
Arpacık soğanı dolması

Ermeni Usulü Arpacık Soğan Dolması (Gelenekten Sofraya)

levonTarif Yazarı
İçindekiler
1
Kişilik
  • 500 gr
    Arpacık Soğanı
  • 250 gr
    Kıyma
  • 1 Çay bar.
    Pirinç
  • 2 Yemek kaşığı
    Zeytinyağı
  • 1 Yemek kaşığı
    Domates salçası
  • 1 Yemek kaşığı
    Biber Salçası
  • 1 Çay kaşığı
    Kara Biber
  • 1 Çay kaşığı
    Pul Biber
  • 1 Çay kaşığı
    Tuz
  • 1 Çay bardağı
    Sıcak Su
  • 1 Üzeri için
    Süzme Yoğurt
  • 1 Üzeri için
    Kuru nane
Tarifin hazırlanışı
  • Arpacık soğanları kabuklarından ayıklayın. Ortadan ikiye kesmeden, taban kısmını dikkatlice oyarak küçük bir boşluk açın.
  • İç harç için kıymayı, yıkanmış pirinci, salçaları, baharatları ve zeytinyağını bir kapta iyice yoğurun.
  • Her arpacık soğanın içine bir miktar iç harç doldurun.
  • Dolmaları tencereye düzgünce dizin. Üzerine sıcak suyu ekleyin.
  • Kısık ateşte yaklaşık 35–40 dakika pişirin.
  • Servis yaparken yoğurt ve kuru nane ile süsleyebilirsiniz. Afiyet olsun
Besin değerleri
  • Kalori:
    210 kcal
  • Protein:
    10 g
  • Karbonhidrat:
    18 g
  • Yağ:
    9 g
  • Lif:
    3 gr

Meze kültürünün örneklerinden biri olan Ermeni usulü arpacık soğan dolması, Lezzeti ve tarihiyle sofraları süsleyen özel bir tarif. Özenle oyulmuş minik arpacık soğanların içine doldurulan kıymalı harç, hem göze hitap eden hem de doyurucu bir meze ortaya çıkarıyor.

Mezenin hikayesi

Ermeni mutfağının en sevilen yönlerinden biri, soğan ve sebzeleri doldurarak yapılan dolmalardır. Arpacık soğan dolması da bu geleneğin özgün bir örneğidir. Osmanlı döneminde de yaygın olan bu tarif, özellikle İstanbul’daki Ermeni ailelerin mutfaklarında özel günlerin ve dini bayramların vazgeçilmezi olmuştur.

Arpacık soğanın göz yaşartıcı ama bir o kadar da lezzetli karakteri, kıymayla birleştiğinde sofralarda derin bir aroma yaratır. Mezeler arasında daha tok tutucu olmasıyla dikkat çeken bu tarif, hem aile sofralarında hem de meyhane kültüründe sıkça yer bulur. Kültürler arası etkileşimin en güzel örneklerinden biri olarak, bugün hâlâ Anadolu’nun pek çok mutfağında yapılmaya devam etmektedir.